Sat
8
Leonardo Da Vinci Gibi Düşünmek (Micheal J. Gelb)
08 Sep 2007, 01:08 | admin | henüz yorum yok
Arte / science – bilim, sanat , mantık ve hayal arasındakş dengenin gelişmesi “ Bütün beyin” ile düşünme
Serebral korteksin sağ ve sol yarıküreleri hakkındaki araştırmalardan haberdarmısınız? Eğer haberdarsanız hakim beyin profilini biliyormusunuz? Diğer bir ifadeyle, daha sanatçı, daha önsezili, sağ-yarıküre düşünürü müsünüz ? yoksa sol-yarıkürenin sıralı mantığı ile dahamı rahat ediyorsunuz?
Sol-beyinli ve sağ-beyinli terimleri günlük konuşmaya Profesör Roger Sperry’ nin Nobel ödülü kazanan araştırmasıyla girmiştir. Sperry çoğu durumda, cerebral cortexin sol yarıküresinin mantıki ve analitik düşünceyi üretirken, sağ yarıkürenin hayali ve büyük düşünmeyi sağladığını keşfetmiştir.
Okullarımız dengeli Rönesans insani fikrine genellikle sahte bir sempati göstermektelerse de, uygulamada yaygın olarak “ yarı-zeki” düşüncelerden sıkıntı duymaktayız. Profesör Sperry’ nin ifadesiyle, “ eğitim sistemimiz genel olarak bilimde olduğu gibi zekanın sözsüz şeklini ihmal etme eğilimindedir. Bunun sonucu olarak modern toplum sağ yarıküreye karşı taraflı davranmaktadır.” Sonuçta sol-yarıkürenin hakim olduğu insanlar okulda başarılı olmaya daha yatkındırlar fakat yaratıcı kapasiteyi geliştirmekte genellikle başarısızlığa uğrarlar. Diğer taraftan sağ-yarıkürenin hakim olduğu kişiler genellikle düşünme tarzlarından dolayı suçluluk duyarlar ve sıklıkla yanlış bi şekilde “ öğrenme özürlü” olarak nitelendirirler.
Ömür bir yolculuk hikayesidir, gelir, geçer ve gideriz büyüsüne kapılıp yolun. Öylesine sarhoş eder ki yaşam, yoldayken yeni yollar ararız, ne kadar çok gitsek de hep içimizde kalır gidemediğimiz yerlerin özlemi…
Zaten varılan yerle ilgili hiç söylence yok, anlatılanlar hep yola dairdir.
Diyelim ki yaşadığım (yaşadığımı varsaydığım), son hafta, son gün, son saat olsaydı ve de ben bunu biliyor olsaydım, ne yapmak isterdim?
Sordum bunu kendime.
Çaresizlikten sordum, felaketlerden önce bir hayvanın önsezisiyle belki, ya da aslında ne kadar yalnız olduğumu gördüğüm için, kendimi hiç olmadığım kadar güçsüz, kimsesiz hissettiğim için .
Kendiliğinden, benim katkım olmadan olacaklar için belki.
Hayatı taşıyamadığım ama çok sevdiğim için sordum.
Ne yapmak isterdim?
Yola çıkmak isterdim.
Bana bütün bu olumsuzlukları hissettiren duygulardan kurtulup, güneşli bir güne hazırlanırken yaşadığım yeryüzü, erkenden, kuşlarla birlikte uyanarak, kıpırtısız masmavi bir denizin üzerinde beni bekleyen bembeyaz bir yelkenliye binip yola çıkmak isterdim. Adressiz, telefonsuz, kimliksiz bir dünya vatandaşı olarak, rüzgarın keyfine bırakıp teknemiii
Yola çıkmak isterdim.
Hiçbir yere gitmek için, yollarda kaybolmak, yol olmak için…
Gitmek mi zor kalmak mı..gidene kalmak, kalana gitmek kolay.Ne zaman gitmek istesem ardımda bıraktığıma ağladım ne zaman kalan olsam gidene yalvardım,hüzün kıyılarında dolandım durdum.Mutluluğu seçme şansım hiç olmadı,hep başkalarının tercihini yaşadım.
Ama bir tek hayallerime kimse dokunamadı,yastık altındaki rüyalarıma kimse karışmadı.Her hayalimde,gidene yer kalana giden kalmadı.Evet bir hayaldi ama giden yoktu kalan yoktu ve ben mutluydum herkeze inat herşeye inat.
1. Çalışmak için müsait gün ve saat (ve ilham) bekleme; bil ki her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir.
2. Bir günde yapman lâzım gelen işi, bir dersi, bir vazifeyi ertesi güne bırakma! Zira her günün derdi gibi işi de kendine yeter.
3. Bir zamanda yalnız bir tek işi yap, yalnız bir ders, bir kitap hattâ bir fasıl üzerinde çalış; tâ ki dikkatin ve kuvvetin dağılıp zayıflamasın
4. Başladığın bir işi, bir dersi, bir kitabı, bir vazifeyi yapıp bitirmeden bir diğerine başlama! Yarıda kalan iş başlanmamış demektir.
5. Bir günün işini bitirdikten sonra ertesi günde ne iş yapacağını kararlaştır!
6. Çalışmaya oturduğun zaman, bütün ruhî ve bedeni kuvvetinle kendini o işe ver; ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol!